İNSÜLİN DİRENCİNE DİKKAT!
21 KASIM 2025
İNSÜLİN DİRENCİNE DİKKAT!
İNSÜLİN NEDİR?
İnsülin, pankreasın (özellikle Langerhans Adacıkları’nda bulunan β-hücreleri) ürettiği hayati önemde bir hormondur. Besinlerle alınan karbonhidratlar glikoz olarak kana geçer; insülin bu glikozun kas, karaciğer ve yağ dokusu hücrelerine girişini sağlar. Başka bir deyişle: “hücre kapılarını açan anahtar” görevi görür. Hücrelere giren glikoz enerji üretiminde kullanılır veya fazla miktar halinde karaciğer ve kaslarda glikojen olarak, yağ dokusunda yağ olarak depolanır. İnsülin ayrıca yağ ve protein metabolizmasında da rol oynar; örneğin yağ yıkımını azaltır, protein sentezini destekler. (1).
İNSÜLİN DİRENCİ NASIL GELİŞİR?
İnsülin direnci, hücrelerin insüline yeterli yanıt verememesi sonucu aynı biyolojik etkinin sağlanabilmesi için pankreasın daha fazla insülin salgılaması ile karakterizedir. Bu durum zamanla hiperinsülinemiye, pankreas β-hücre yükünün artmasına ve ilerleyen dönemde Tip 2 diyabet gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle viseral yağlanma, fiziksel inaktivite, genetik yatkınlık ve kronik inflamasyon, insülin direncinin oluşumunda önemli rol oynamaktadır. (2).
İNSÜLİN DİRENCİ VARLIĞI NASIL FARK EDİLİR?
Klinik olarak insülin direnci çoğunlukla uzun süre semptomsuz ilerler. Yemek sonrası çabuk acıkma, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler görülebilir. Tanı genellikle açlık glikoz, HOMA-IR ve insülin değerleri ile değerlendirilir; hiperinsülinemi çoğunlukla ilk göstergedir.
Hesaplama yöntemi: açlık glikoz x açlık insülin / 400 = sonuç 2,5 üzerinde ise insülin direnci
İNSÜLİN DİRENCİNDE NE YAPILMALI?
İnsülin direncinin yönetiminde kilo kaybı, düzenli fiziksel aktivite ve düşük glisemik indeksli, lif açısından zengin bir beslenme planı temel yaklaşımı oluşturur. Çalışmalar, yalnızca %5–7 oranında kilo kaybının bile insülin duyarlılığını artırdığını ve pankreas yükünü azalttığını göstermektedir. (3).
DÜŞÜK GLİSEMİK İNDEKSLİ BESLENME NEDİR?
Düşük glisemik indeksli (Gİ) beslenme, kan şekeri düzeyini yavaş ve dengeli şekilde yükselten besinleri tercih etme yaklaşımıdır. Temel mantığı, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak ve insülinin daha etkili çalışmasını desteklemektir.
Düşük Glisemik İndeksli Beslenmenin Faydaları
- Kan şekeri dalgalanmalarını önler: Glikoz yavaş salındığı için hiperglisemi ve ani enerji düşüşleri azalır.
- İnsülin duyarlılığını artırır: Hücreler insüline daha iyi yanıt verir; insülin direnci riski azalır.
- Tokluk hissi sağlar: Lif ve yavaş sindirilen karbonhidratlar uzun süre tokluk sağlar, kilo kontrolünü destekler.
- Metabolik sağlık: Trigliserid ve LDL kolesterol düşüşünü destekler, kalp-damar sağlığına olumlu katkı sağlar.
Düşük glisemik indeksli (gi) beslenmede;
- Tam tahıllar (karabuğday, yulaf, tam buğday bulgur)
- Kuru baklagiller (mercimek, nohut, fasulye)
- Nişastasız sebzeler (brokoli, ıspanak, kabak, salatalık, biber) tercih edilebilir.
Yüksek glisemik indeksli besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı, patates püresi, tatlılar) hızlı kan şekeri yükselmesi yaratır ve insülin ihtiyacını artırır. (4).
İNSÜLİN DİRENCİ VARLIĞINDA BESLENMENİN YERİ OLDUKÇA ÖNEMLİDİR. BESLENME UZMANLARI TARAFINDAN AYARLANMIŞ DİYET İLE GÜNLÜK İHTİYACA YÖNELİK, GLİSEMİK İNDEKSİ DÜŞÜK BESİNLERLE KAN ŞEKERİ SEVİYELERİNİ DENGEDE TUTAN ÖĞÜNLER YAPMAK MÜMKÜN.
UZMAN DİYETİSYEN AYŞENUR FİŞEK
DİYETİSYEN MELTEM TORTOP
KAYNAKLAR
1- Öztağ, M., & Sikalidis, A. K. (2018). İnsülinin üretim-salgı mekanizması. Turkiye Klinikleri Sağlık Bilimleri Dergisi, 3(3), 263–270.
2- Marchetti, P., et al. (2019). Regulation of insulin secretion. Frontiers in Endocrinology, 10, 389.
3- Wilcox, G. (2005). Insulin and insulin resistance. Clinical Biochemistry Reviews, 26(2), 19–39.
4- Augustin, L. S., et al. (2015). Glycemic index, glycemic load and glycemic response: An International Scientific Consensus Summit. Nutrition, Metabolism and Cardiovascular Diseases, 25(9), 795–815.